Safra Kesesi Hastalıkları;

Safra kesesinin görevi, karaciğerin ürettiği safra sıvısını depolamaktır. Genellikle açlık halinde safra kesesinde biriken safra, burada konsantre edilerek depolanır. Sindirim sırasında ise, safra kesesi kasılarak içindeki safrayı bağırsağa boşaltır ve böylelikle yağlı maddelerin emilimi gerçekleşir.

Safra kesesi taşı; 

Safra kesesi içinde normalde bulunan, kolesterol veya pigmentlerin çökelti oluşturması sonucu ortaya çıkan yapılara safra kesesi taşı adı verilir. Safra içerisindeki maddelerin oranlarının bozulması sonucunda oluşurlar. Önceleri kolesterol kristalleri, pigment birikintileri şeklinde iken zamanla safra taşı şeklini alırlar. Türleri ve çapları değişiktir.  Safra taşlarının yaklaşık % 90'ı kolesterol taşları ve diğerleri ise bilirübin taşlarıdır. Normalde düz röntgen filmlerinde safra taşları görülmez. Safra taşlarının içerdiği kalsiyum miktarı ne kadar çok ise düz filmde görülme olasılığı artar.

Safra taşı sık olarak şunlarda görülür;

20 - 60 yaş arasındaki kadınlarda safra taşı görülme sıklığı, erkeklere oranla üç kat daha fazladır. Genellikle safra kesesi taşlarının oluşumu 30-40 yaşlarında başlar ve yaşla birlikte artar.

- Yaş ve şişmanlık görülme sıklığını artırır

- 60 yaş üstü insanların yaklaşık %10-20'sinde safra taşı bulunur.

- Yaklaşık her dört kadından birinde ve her sekiz erkeğin birinde altmış yaşlarına varmadan safra kesesi taşları gelişebileceği tahmin edilmektedir.

Şikayetler: Safra kesesi taşı olan kişilerin % 70-80’inde şikayet yoktur (sessiz taş), karın sağ üst kısmında, sırta da vurabilen ağrı, şişkinlik hissi, gıdalara karşı tahammülsüzlük, bulantı,kusmadır.

Ağrıya başlıca şu gıdalar sebep olur;

- Et suları

- Tavuk ve hindi derileri

- Şalgam

- Ağır soslar

- Tavada yapılan ve yağda kızartılan gıdalar

- Lahana

- Karnabahar

- Turp ve bazı çiğ meyveler

Teşhis:

Safra kesesi taşı tanısı en sık olarak ultrasonografi ile konur. Ayrıca, başka bir nedenle tetkik sırasında tesadüfen bilgisayarlı tomografi veya manyetik rezonans (MR) görüntüleme ile de safra kesesi taşları bulunabilir.
Safra kesesi taşları sorun oluşturursa tedavisi sıklıkla ameliyatla safra kesesinin alınmasıdır.

- Safra kesesinin aniden iltihaplanması

- Taşların bulunmasından dolayı hastada tekrar eden ve şiddetli nöbetler halinde gelen (kolik) sancı varsa, 

- Safra kesesinde taşların bulunduğu bilinmekteyse ve hasta kronik hazımsızlıktan, bulantı, gazdan veya bazı karın bölgesi ağrılarından şikayetçi ise

- Küçük taşların safra kanallı tıkamasından dolayı cerrahi sarılık (derinin sarı bir renk alması) gelişmişse.

- Pankreatit hastalığı gelişmişse. 

Ameliyat:

Günümüzde safra kesesi ameliyatları laparoskopik yöntemle (kansız ameliyat) gerçekleştirilmektedir. Teknik olarak safra kesesi standart olarak üç veya dört adet minik (5-10 mm arasında) delikten trokar veya port adı verilen minik bazı uzun aletler girilerek safra kesesi organı klipslenerek ve karaciğerden ayrılarak dışarıya alınır. Günümüzde artık gelişmiş aletler sayesinde, uygun vakalarda, göbekten girilen tek bir delikten (single port laparoscopy - SILS) dahi safra kesesi ameliyatlarını gerçekleştirebilmekteyiz. Herkeste kapalı (laparoskopik) safra kesesi ameliyatı yapabilmek mümkün olmayabilir. Daha önce üst karın bölgesi ameliyatı geçirmiş olanlarda (örn. mide, karaciğer, vb.) karın içerisinde yapışıklıklar olabilir ve bu yöntemin uygulanmasını zorlaştırabilir. Karın içi basıncın artmasının (gazla şişirildiği için) zararlı olduğu durumlarda (bazı kalp hastalıkları) bu ameliyat yapılamayabilir. Bazen ameliyata kapalı yöntemle başlanılsa bile, % 1 ile 5 oranında ameliyat sırasında açık yönteme dönmek gerekebilir.

Hastaların laparoskopik kolesistektomi veya safra kesesi ameliyatından 4-6 saat sonra yumuşak gıdalar ile beslenmesine izin verilir ve 24 saat içinde eve taburcu edilirler. Hastalar laparoskopik kolesistektomi veya safra kesesi ameliyatından yaklaşık 3 ile 4 gün içinde işlerine geri dönebilecek duruma gelirler. Safra kesesi ameliyatından sonra bir ile iki ay kadar yağlı ve kızartmalı gıdalardan uzak durmakta yarar vardır.

Safra polipleri:

Safra kesesi polipleri, safra kesesinin iyi huylu tümörleridir. Yaşam süresince safra kesesi polibi görülme sıklığı % 1-4 arasında değişir. Çoğunlukla genel tarama amaçlı veya farklı bir yakınma nedeniyle yapılan karın ultrasonografisi ile safra kesesi polibi tanısı konulur.

2. Adenomyomlar: Safra kesesi poliplerinin % 25’ini oluştururlar ve ortalama 10-20 mm arasında büyüklükte olurlar.

3. İltihabi polipler: Safra kesesi poliplerinin % 10’unu oluştururlar ve ortalama 5-10 mm arasında büyüklükte olurlar.

4. Safra kesesi adenomları: Safra kesesi poliplerinin % 4’ünü oluştururlar.

5. Safra kesesi kanserleri: Safra kesesi poliplerinin % 1’ini oluştururlar.

Safra kesesi polipleri ultrasonografide safra çamuru, safa kesesi taşı ve safra kesesi kanseri ile karışabilirler. Geniş serilerde, safra kesesinin incelenmesinde, safra kesesi kanseri sıklığı % 5-6 civarında bulunmuştur. Kanser gelişen adenomların 12  mm çaptan daha büyük olduğu bilinmektedir. Kanser olasılığı adenom çapı 20 mm’ye yaklaştıkça iyice artar.

Tedavi

Safra kesesi poliplerinde genel eğilim 10 mm çapın üzerinde olanlarda ve çok sayıda polip olması durumunda safra kesesinin laparoskopik yöntemle alınmasını önermek yönündedir. Böylelikle, safra kesesi kanseri gelişimi önleme amaçlanmaktadır. Hastada ameliyat olma yönünden ciddi riskler söz konusu ise, o takdirde 6 aylık aralıklarla ultrasonografi tetkiki yaparak polip çapındaki artış olup olmadığının gözlenmesi önerilmektedir.